17 Temmuz 2014 Perşembe

Toriko 285

At kralın yavrularından biri

En kısa sürede 282-283. bölümleri de vereceğiz.Çevirmen alımımız devam ediyor, e-posta adresinden bize ulaşabilirsiniz.Yorumlar için chatbox'u kullanabilirsiniz.

Toriko 285

9 Temmuz 2014 Çarşamba

Toriko 284


Marco elini eteğini çektikten sonra grubu tekrar bir toparlamaya çalışıyoruz.Bu süre zarfında Toriko'nun 2 bölümü gelmediği için üzgünüz ama yakında gelecekler.Nasıl mı?Grubumuz kurucularından ve şimdilerde Tortuga Çeviri Grubunda yer alan Smoker'ın çevirisi ve benim düzenlemem ile o iki bölümü de verdikten sonra düzenli bir şekilde devam ettirmeyi umuyoruz.Diğer serilerimizden de yakın zamanda bölümler gelecek endişeniz olmasın.Bu arada ÇEVİRMEN (daha ne kadar vurgulayabilirim bilmiyorum) alımı devam ediyor.

Seyyah

Toriko 284

5 Temmuz 2014 Cumartesi

Deneme...De-Deneme...Ses geliyor mu?

Blogdaki ilk yazım olacak, tabi yayınlayabilirsem.
Malum Marco çeviri işlerini bıraktı, sitenin varlığı külfet olmaya da başladı, haliyle site süresi dolduğunda kapanacak ve biz de bir kez daha açmakla uğraşma gafletinde bulunmayacağız.Forum hala açık ama yakında o da kapanır, çevrimiçi okumanın 6 aylık bir süresi var sanırım, onun süresi de dolarsa Batoto'ya başvururuz artık :)
Son durumları bir inceleyelim, öncelikle çevirmenlerden başlayalım.
Marco; ununu eledi, eleğini astı.Ondan bir beklentiniz olmasın, dönmesini de beklemeyin.
LikeNight; adam özelde çok yoğun, bir daha çeviri gelir mi gelirse ne zaman gelir bilinmez.
Zaknafeyn; Kpss ile boğuşuyordu, Uchuu Kyoudai çevirisine kaldığı yerden devam etmesini can-ı gönülden istiyoruz.
Seyyah; bu ben oluyorum, Bokko'nun çevirisini bitiririm, İngilizcem de anca buna yetiyor zaten :)
Düzenlemecilere bakalım:
Reiper; o da staj derdiyle uğraşıyor, arada vakit bulursa biraz Bokko'dan çok az da Ragnarok'tan bölüm verebilir, diye umuyoruz.
Seyyah; eli boş gönlü hoş insan, şu vakitten sonra benim de yoğunluğum artacak ama çeviri geldiği sürece düzenleme yaparım.
Hasat; sözlerim kifayetsiz kalıyor Halis abiyi anlatmada, siz nur yüzlü ak sakallı bir ihtiyar canlandırın gözünüzde öyle bir zat-ı ali.Onun için de çevirilerin gelmesi kafi.

Seriler bazında değerlendirecek olursak:
One Piece; ben bırakma taraftarıyım, Marco da çevirmeyeceğine göre bu seriyi bıraktık sayabiliriz.
Toriko; bu gruba katılmamda büyük pay sahibi olan seri.Marco bırakmış olabilir, ben bırakmadım ama çevirebilecek düzeyde değilim ne yazık!Acil çevirmen lazım ki devamını getirebilelim.
Zetman; LikeNight'ın yoğunluğuna bakar.
Bokko; Reiper'e bağlı daha çok.
Hokuto no Ken; Hasat çeviri bekliyor, çevirmen gelirse devam ederiz, şimdilik beklemede.
Uchuu Kyoudai; Zaknafeyn'in dönüşü muhteşem olacak eminim.
Ragnarok; bir ara biter bu seri de, dert etmeyin.
ReMember; İngilizcesi gelmiyor ki Türkçesini verelim, bırakırız gibi duruyor.
Dorohedoro; İngilizcesi ne durumda bilmiyorum, çevirecek bir babayiğit olursa Hasat her daim hazır.

Sözün özü; evleviyetle çevirmen lazım, düzenlemeci olarak yeterliyiz şimdilik.Çevirmenlik başvurusu için;
vteammanga@yahoo.com.tr  veya http://www.v-teammanga.com/forum/ adreslerinden bize ulaşabilirsiniz.

Seyyah

11 Haziran 2012 Pazartesi



Selam gençler, bu hafta da güncele devam, yalnız bir kaç kelam edelim,
-Öncelikle benim öbür hafta ve ertesi hafta işlerim var, ilgilenmem zor, o yüzden o haftalar fazla güncel beklemeyin, yine de verebiliriz belli olmaz.
-Diğer bir konu da V-Team'e başvururken en önemli şart olan ADAM olma şartını unutmadan gelmeyin, çünkü V-Team adam gibi adamları barındırıyor, bu özelliği aklınızdan çıkarmayın, bunu neden söylüyorum, geçenler de edit yapmak istiyorum ama edit bilmiyorum diye kapımıza gelen arkadaşa iyi niyetle bir kaç şey öğretiyoruz sonra bu arkadaş öbür gün adı lazım olmayan bir gruba gitmek istediğini söylüyor, şimdi böyle kişilerin olduğu yerde insan hakkaten tiksiniyor, bir gram 'onur' olur değil mi insanda ? Ama böyleleri de olsun, olsun ki adam gibi adamların kıymeti bilinsin, V-Team'in öyle ahım şahım ne çevirmen ne de editör ihtiyacı var aslında, ekipteki herkes son derece yeterlilik sahibi ve hepsi adam gibi adamlardır. Ha bu özelliğe sahipseniz, buyrun gelin ama değilseniz hiç bizi uğraştırmayın.
Neyse siz mangaları alın arkadaşlar hepinize iyi okumalar.
Marco

Dorohedoro
50 - [MF]
51 - [MF]
52 - [MF]
53 - [MF]
Rurouni Kenshin
47 - [MF]
48 - [MF]
49 - [MF]
50 - [MF]
51 - [MF]
Toriko
97 - [MF] 


3 Haziran 2012 Pazar


Ağladım, Çok Ağladım. Ağlarken Sakızım Ağzımdan Düştü.

  'Basarsan alırsın'lı 'koşu yoluma at'lı klasik bir maçtı. Terden saçlarım birbirine yapışmış, boynumdaki kir çizgileri, güneşin altında başım zonklaya zonklaya oynuyordum. Takım olarak ise gerçekten rezil bir durumdaydık. O kadar kötü bi durumdaydık ki kalecimiz kendini bilmez bi şekilde sanki sol açık gibi topu alıp karşı takımın kalesine doğru artistik çalımlar eşliğinde ilerlediği bi anda topu kaptırmıştı ve onların ceza alanına doluşmuş tam kadro olarak bittiğimizi resmileştiren golü izlemiştik. Karşı takımın oyuncusu bizim bomboş ceza alanımızı geçip boş kalemizin önünde topu ayağıyla sabitledi ve yere eğildi. Sonra kafası ile topu yavaşça sürdü kalemize doğru. Böyle bir gol, siz sevgili okurlarımın da bildiği gibi normal bir mahalle takımını dağıtmasına, golü yiyen takımın kaptanının topu tutup havaya rasgele degaj çekip uzaylamasına sebebiyet vermesine, ardından dikilen topun sahibinin aşağıdaki bayırda topun peşinden küfür ederek koşmasına ve maçın bitmesini sağlamasına rağmen biz maçı bitirmedik.

Kaleye doğru gidip ''ver lan eldivenleri ben geçicem kaleye. Sen bas! Kıran kırana oynuycaz'' diyerek ittim denyo kalecimizi. Tecrübeli bir file bekçisi gibi direğe yaslanarak taktikler veriyordum takımıma. Ama kimse beni dinlemiyordu. Umursamadım bağırmaya devam ettim. Yavaş gelen bir aşırtmayı çift yumrukla bertaraf etmek isterken yanlışlıkla içeri aldım. Eski kalecimizle göz göze geldik. Çabuk hareket edip topu alıp sanki daha deminki salak ben değilmişim gibi millete ileri gitmesi için bağırarak degaj çektim ama ileri doğru gitmesi gereken top, ayağımın dışına gelerek sağ yanıma düştü. Zalim top, rakip takımın santraforunun önce göğsünde yumuşamış sonra da ayağının içinde yerini bulmuştu. Üzerime doğru şut çekmek için geliyordu. Her şey boka sarmıştı, belli ki bir mermi kıvamında gelecekti şut. Tırstım... Top resmen tsubasanın yamuk topu gibi geliyordu üzerime zıplayarak kaçılmaya çalışırken götümün yanı ile baldırım arasına çarparak zıbarttı beni. Sanki topu tutmuş gibi oldum. Ama ceza sahamızdaki tehlike bitmemişti. Biraz zıbardıgımdan reflesksel olarak hareket ettiğim için, biraz da benden başka kimse olmadığı için topu ayağıma alarak şık hareketlerle ilerledim. Orta sahayı geçince ''oluyo lan'' diye düşünüp iyiden iyiye gaza geldim. Diziyordum resmen lavukları. Ama birden iki kişi girince dengemi kaybettim yan taraftaki tellere tutunup çalıma öyle devam ettim. Mücadele uzayınca yere düştüm yerde oturarak çalıma giriştim. Yine siz sevgili okurlarımın bildiği üzere yere oturarak yapılan mücadele, mücadelelerin en rezilidir, futbol tarihinin yüz karasıdır.

Tam o sırada çocukluk arkadaşım, can yoldaşım, hemşerim, biricik dostum Namık’ı gördüm. Ben ağzım açık oturduğum yerden Namık’a bakarken top ayağımdan alındı ve yine golü yedik. Gol tanıdık, rezillik tanıdık ama Namık farklıydı. Adam çıkarıp hemen oyuna dahil olması ve takıma dahil olması ve takımı kurtarması gerekirdi normal şartlarda ama öyle yapmadı. Elleri cebinde öylece bizi büyük bi ciddiyetle izledi. Oyun en sonunda havaya dikilen degajla bitti, top bayıra gitti. Top sahibi bayıra ben Namık’ın yanına koştum. Yolunda gitmeyen bir şeyler vardı. Ne güzel kir pas içinde, itişe kakışa oynuyorduk, neydi bu temizlik, neydi bu mesafe tam anlayamamıştım. Garip bir şeyler oluyordu. Bana cebindeki kutudan bi sakız verdi. Karşılıklı konuşmadan çiğnedik bi müddet. ''Biz bugün köye gidiyoruz. Üç ay yokuz'' dedi. Sevgili dostlarım şimdi tam anlatabilir miyim bilmiyorum ama o gün ilk defa bireylerin değişmesinin beni ne kadar korkuttuğunu anladım. Sanki hep öyle devam edecek sanarken, insanların bir takım kararlar alması, birden ciddi bir mesafe takınması çok koydu bana. En yakın arkadaşım çok yabancı geliyordu lan! "İyiydik lan. Nereden çıktı bu köy'' demek istedim. Sonra anne baba ve kardeşi geldi. Bavulun bir ucundan tutup bayırdan aşağıya doğru yürüdü gitti tertemiz yeni yıkanmış Namık. Arkasından bakakaldım. Boğazıma bir şeyler düğümlendi. Ağzımdaki sakızı biraz önüme tükürüp sakıza bir şut çektim sonra geriye doğru koşarak top sahibinin elindeki topa vurup düşürüp elime aldım, uzayladım. Top bayıra doğru gitsin istedim ama Namıkların terk edilmiş balkonuna düştü. Bayıra son bi kez baktım, arkasına bakmadan gidiyordu. s.keyim böyle hayatı dedim.

Çok sonraları, dört yıl önce, yine böyle bi yaz, mühendisliği anlamsız bir şekilde, ortada hiçbir neden yokken bırakıp zağar gibi sokaklarda gezdiğim sıralarda aynı duyguyu yeniden hissettim. Kız arkadaşımla Beşiktaş’taki çay bahçesinde oturuyorduk. Namık ciddiyeti vardı suratında. Ben ''bi çay daha içer misin'' diyecekken söz girdi ve ''Ben geleceğimi düşünmek zorundayım umut. Kusura bakma'' dedi. İyiydik lan demek istedim diyemedim. Gidişini izledim. ''Artık kaşar oldum, bi daha hissetmem'' derken bu sefer asker ocağına sigarayı bırakmaya çalıştığım sıralarda yakaladı beni duygu. Telefondaki ses çok ciddiydi bu sefer. İyiydik lan diyebildim bu sefer. Telefonu kapattım. Ağladım, çok ağladım. Ağlarken sakızım ağzımdan düştü. Ben hiç çok ciddi kararlar alamadım, karar alanlara arkadan baktım.



Merhaba arkadaşlar ben gunmania Wolf Guy'ın gecikmesine sebep olan başlıca şahsiyet, bundan ötürü sizden özür diler akşam akşam mesaiye kalmama sebebiyet veren iş verenlerime selamlarımı iletirim. Yukarıda ki yazı Umut Sarıkaya'ya ait olup, şahsımla bir alakası olmamaktadır. İyi okumalar.
gunmania

Wolfen Crest 
76 - [MF]
Toriko
96 - [RS] yada [MF]
Rurouni Kenshin
42 - [MF]
43 - [MF]
44 - [MF]
45 - [MF]
46 - [MF]
Dorohedoro
42 - [MF]
43 - [MF]
44 - [MF]
45 - [MF]
46 - [MF]
47 - [MF]
48 - [MF]
49 - [MF]

20 Mayıs 2012 Pazar


Finallerin yaklaşması ile birlikte güncel sayısında düşüş olabilir, hatta hiç güncel bile vermeyebiliriz. Yine de biz başladığımız işi yarım bırakmayız, o yüzden okuduğunuz tüm serileri bu yıl içerisinde güncellerine yetiştirip yeni serilere açılmayı umuyoruz. Serilerimiz arasında kalite farkı çok yoktur. Bu yüzden hepsini takip edebilirsiniz. Sizin ilginiz bizi bu işe teşvik eder. O yüzden destekleriniz bizim için önemli. Bu yaz işlerim nedeniyle çok fazla vaktim olmayacak. Az ama yine de çeviri yapmaya çalışacağım.
Herkese iyi okumalar.
Smoker

Dorohedoro
36 - [MF]
37 - [MF]
38 - [MF]
39 - [MF]
40 - [MF]
41 - [MF]
Zetman
81 - [MF]
82 - [MF]
83 - [MF]
Kenshin
40 - [MF]
41 - [MF]
Wolfen Crest
75 - [MF]