11 Haziran 2012 Pazartesi



Selam gençler, bu hafta da güncele devam, yalnız bir kaç kelam edelim,
-Öncelikle benim öbür hafta ve ertesi hafta işlerim var, ilgilenmem zor, o yüzden o haftalar fazla güncel beklemeyin, yine de verebiliriz belli olmaz.
-Diğer bir konu da V-Team'e başvururken en önemli şart olan ADAM olma şartını unutmadan gelmeyin, çünkü V-Team adam gibi adamları barındırıyor, bu özelliği aklınızdan çıkarmayın, bunu neden söylüyorum, geçenler de edit yapmak istiyorum ama edit bilmiyorum diye kapımıza gelen arkadaşa iyi niyetle bir kaç şey öğretiyoruz sonra bu arkadaş öbür gün adı lazım olmayan bir gruba gitmek istediğini söylüyor, şimdi böyle kişilerin olduğu yerde insan hakkaten tiksiniyor, bir gram 'onur' olur değil mi insanda ? Ama böyleleri de olsun, olsun ki adam gibi adamların kıymeti bilinsin, V-Team'in öyle ahım şahım ne çevirmen ne de editör ihtiyacı var aslında, ekipteki herkes son derece yeterlilik sahibi ve hepsi adam gibi adamlardır. Ha bu özelliğe sahipseniz, buyrun gelin ama değilseniz hiç bizi uğraştırmayın.
Neyse siz mangaları alın arkadaşlar hepinize iyi okumalar.
Marco

Dorohedoro
50 - [MF]
51 - [MF]
52 - [MF]
53 - [MF]
Rurouni Kenshin
47 - [MF]
48 - [MF]
49 - [MF]
50 - [MF]
51 - [MF]
Toriko
97 - [MF] 


3 Haziran 2012 Pazar


Ağladım, Çok Ağladım. Ağlarken Sakızım Ağzımdan Düştü.

  'Basarsan alırsın'lı 'koşu yoluma at'lı klasik bir maçtı. Terden saçlarım birbirine yapışmış, boynumdaki kir çizgileri, güneşin altında başım zonklaya zonklaya oynuyordum. Takım olarak ise gerçekten rezil bir durumdaydık. O kadar kötü bi durumdaydık ki kalecimiz kendini bilmez bi şekilde sanki sol açık gibi topu alıp karşı takımın kalesine doğru artistik çalımlar eşliğinde ilerlediği bi anda topu kaptırmıştı ve onların ceza alanına doluşmuş tam kadro olarak bittiğimizi resmileştiren golü izlemiştik. Karşı takımın oyuncusu bizim bomboş ceza alanımızı geçip boş kalemizin önünde topu ayağıyla sabitledi ve yere eğildi. Sonra kafası ile topu yavaşça sürdü kalemize doğru. Böyle bir gol, siz sevgili okurlarımın da bildiği gibi normal bir mahalle takımını dağıtmasına, golü yiyen takımın kaptanının topu tutup havaya rasgele degaj çekip uzaylamasına sebebiyet vermesine, ardından dikilen topun sahibinin aşağıdaki bayırda topun peşinden küfür ederek koşmasına ve maçın bitmesini sağlamasına rağmen biz maçı bitirmedik.

Kaleye doğru gidip ''ver lan eldivenleri ben geçicem kaleye. Sen bas! Kıran kırana oynuycaz'' diyerek ittim denyo kalecimizi. Tecrübeli bir file bekçisi gibi direğe yaslanarak taktikler veriyordum takımıma. Ama kimse beni dinlemiyordu. Umursamadım bağırmaya devam ettim. Yavaş gelen bir aşırtmayı çift yumrukla bertaraf etmek isterken yanlışlıkla içeri aldım. Eski kalecimizle göz göze geldik. Çabuk hareket edip topu alıp sanki daha deminki salak ben değilmişim gibi millete ileri gitmesi için bağırarak degaj çektim ama ileri doğru gitmesi gereken top, ayağımın dışına gelerek sağ yanıma düştü. Zalim top, rakip takımın santraforunun önce göğsünde yumuşamış sonra da ayağının içinde yerini bulmuştu. Üzerime doğru şut çekmek için geliyordu. Her şey boka sarmıştı, belli ki bir mermi kıvamında gelecekti şut. Tırstım... Top resmen tsubasanın yamuk topu gibi geliyordu üzerime zıplayarak kaçılmaya çalışırken götümün yanı ile baldırım arasına çarparak zıbarttı beni. Sanki topu tutmuş gibi oldum. Ama ceza sahamızdaki tehlike bitmemişti. Biraz zıbardıgımdan reflesksel olarak hareket ettiğim için, biraz da benden başka kimse olmadığı için topu ayağıma alarak şık hareketlerle ilerledim. Orta sahayı geçince ''oluyo lan'' diye düşünüp iyiden iyiye gaza geldim. Diziyordum resmen lavukları. Ama birden iki kişi girince dengemi kaybettim yan taraftaki tellere tutunup çalıma öyle devam ettim. Mücadele uzayınca yere düştüm yerde oturarak çalıma giriştim. Yine siz sevgili okurlarımın bildiği üzere yere oturarak yapılan mücadele, mücadelelerin en rezilidir, futbol tarihinin yüz karasıdır.

Tam o sırada çocukluk arkadaşım, can yoldaşım, hemşerim, biricik dostum Namık’ı gördüm. Ben ağzım açık oturduğum yerden Namık’a bakarken top ayağımdan alındı ve yine golü yedik. Gol tanıdık, rezillik tanıdık ama Namık farklıydı. Adam çıkarıp hemen oyuna dahil olması ve takıma dahil olması ve takımı kurtarması gerekirdi normal şartlarda ama öyle yapmadı. Elleri cebinde öylece bizi büyük bi ciddiyetle izledi. Oyun en sonunda havaya dikilen degajla bitti, top bayıra gitti. Top sahibi bayıra ben Namık’ın yanına koştum. Yolunda gitmeyen bir şeyler vardı. Ne güzel kir pas içinde, itişe kakışa oynuyorduk, neydi bu temizlik, neydi bu mesafe tam anlayamamıştım. Garip bir şeyler oluyordu. Bana cebindeki kutudan bi sakız verdi. Karşılıklı konuşmadan çiğnedik bi müddet. ''Biz bugün köye gidiyoruz. Üç ay yokuz'' dedi. Sevgili dostlarım şimdi tam anlatabilir miyim bilmiyorum ama o gün ilk defa bireylerin değişmesinin beni ne kadar korkuttuğunu anladım. Sanki hep öyle devam edecek sanarken, insanların bir takım kararlar alması, birden ciddi bir mesafe takınması çok koydu bana. En yakın arkadaşım çok yabancı geliyordu lan! "İyiydik lan. Nereden çıktı bu köy'' demek istedim. Sonra anne baba ve kardeşi geldi. Bavulun bir ucundan tutup bayırdan aşağıya doğru yürüdü gitti tertemiz yeni yıkanmış Namık. Arkasından bakakaldım. Boğazıma bir şeyler düğümlendi. Ağzımdaki sakızı biraz önüme tükürüp sakıza bir şut çektim sonra geriye doğru koşarak top sahibinin elindeki topa vurup düşürüp elime aldım, uzayladım. Top bayıra doğru gitsin istedim ama Namıkların terk edilmiş balkonuna düştü. Bayıra son bi kez baktım, arkasına bakmadan gidiyordu. s.keyim böyle hayatı dedim.

Çok sonraları, dört yıl önce, yine böyle bi yaz, mühendisliği anlamsız bir şekilde, ortada hiçbir neden yokken bırakıp zağar gibi sokaklarda gezdiğim sıralarda aynı duyguyu yeniden hissettim. Kız arkadaşımla Beşiktaş’taki çay bahçesinde oturuyorduk. Namık ciddiyeti vardı suratında. Ben ''bi çay daha içer misin'' diyecekken söz girdi ve ''Ben geleceğimi düşünmek zorundayım umut. Kusura bakma'' dedi. İyiydik lan demek istedim diyemedim. Gidişini izledim. ''Artık kaşar oldum, bi daha hissetmem'' derken bu sefer asker ocağına sigarayı bırakmaya çalıştığım sıralarda yakaladı beni duygu. Telefondaki ses çok ciddiydi bu sefer. İyiydik lan diyebildim bu sefer. Telefonu kapattım. Ağladım, çok ağladım. Ağlarken sakızım ağzımdan düştü. Ben hiç çok ciddi kararlar alamadım, karar alanlara arkadan baktım.



Merhaba arkadaşlar ben gunmania Wolf Guy'ın gecikmesine sebep olan başlıca şahsiyet, bundan ötürü sizden özür diler akşam akşam mesaiye kalmama sebebiyet veren iş verenlerime selamlarımı iletirim. Yukarıda ki yazı Umut Sarıkaya'ya ait olup, şahsımla bir alakası olmamaktadır. İyi okumalar.
gunmania

Wolfen Crest 
76 - [MF]
Toriko
96 - [RS] yada [MF]
Rurouni Kenshin
42 - [MF]
43 - [MF]
44 - [MF]
45 - [MF]
46 - [MF]
Dorohedoro
42 - [MF]
43 - [MF]
44 - [MF]
45 - [MF]
46 - [MF]
47 - [MF]
48 - [MF]
49 - [MF]

20 Mayıs 2012 Pazar


Finallerin yaklaşması ile birlikte güncel sayısında düşüş olabilir, hatta hiç güncel bile vermeyebiliriz. Yine de biz başladığımız işi yarım bırakmayız, o yüzden okuduğunuz tüm serileri bu yıl içerisinde güncellerine yetiştirip yeni serilere açılmayı umuyoruz. Serilerimiz arasında kalite farkı çok yoktur. Bu yüzden hepsini takip edebilirsiniz. Sizin ilginiz bizi bu işe teşvik eder. O yüzden destekleriniz bizim için önemli. Bu yaz işlerim nedeniyle çok fazla vaktim olmayacak. Az ama yine de çeviri yapmaya çalışacağım.
Herkese iyi okumalar.
Smoker

Dorohedoro
36 - [MF]
37 - [MF]
38 - [MF]
39 - [MF]
40 - [MF]
41 - [MF]
Zetman
81 - [MF]
82 - [MF]
83 - [MF]
Kenshin
40 - [MF]
41 - [MF]
Wolfen Crest
75 - [MF]

8 Mayıs 2012 Salı


Selam gençler, alın bakalım mangaları.
Bu arada gündemde olan bir olaydanda bahsedeyim size, Fenerbahçe'nin şike olayı ve ceza almaması.
Sadece diğer medyaların neler yazdığına bir bakın ;
The Guardian: "Türk Futbol Federasyonu, şike skandali sonrasi kulupleri cezalandirmadan serbest birakti." Corriere Dello Sport: "Türkler kanunlari kendilerine göre düzenlediler. UEFA'nın vereceğı karar merak konusu" Der Tagespiegel: "Türkler harika isler yapiyorlar. Türk futbol tarihinin en büyük rüsvet skandali büyük bir incelikle çözüldü (!) Der Tagespiegel: "Türkler tavuk kümesine tilki atmışlar.." Sky Sports News "TFF Şampiyonlar Ligi'nden kovulan Fener'i akladı..." Guardian: "Türkiye Futbol Federasyonu şikeyi cezasız bıraktı"
Ben Fenerliyim, ama bu olaydan cezasız çıkması gerçekten Türk futbolunun ayıbı olmuş, özellikle Aziz Yıldırım'ın ceza almaması tek ceza alan kişinin İbrahim Akın olması, evet adam oturdu tek başına şike yaptı, insanları kandırmaya devam edin siz...
Marco

Dorohedoro
29 - [MF]
30 - [MF]
31 - [MF]
32 - [MF]
33 - [MF]
34 - [MF]
35 - [MF]
Toriko
94 - [MF]
95 - [MF]
Wolfen Crest
74 - [MF]

24 Nisan 2012 Salı




Selam dostlar,

Yine bir güncel haftasında sizlerle beraberiz.

Bu hafta tema olarak kendimize Borçlar Hukuku'nu seçtik. Bu bölümde, toplumumuzdaki bir yanlış kullanımı ortaya koyup düzeltmeye çalışacağız.

Takas nedir dostlar? Google amcaya bu soruyu yazıp ilk gelene tıkladığımızda şöyle diyor: ''Mal ve hizmetlerin katiyen para kullanılmadan doğrudan değişimine takas denir.''

Etrafınıza dikkatle bakarsanız tabelalarda ''Otomobil takas edilir.'' yazısını görmüşsünüzdür. Yukarıda yazdığım tanımı doğrular nitelikte bir örnektir bu.

Peki gerçekten doğru mudur? Bir de Hukuk Sözlüğü'ne bakalım. Şöyle diyor: ''Ödeşme; sayışma; aynı cinsten, ikisi de muaccel, karşılıklı iki alacağın birbirine sayışılması.''

Biraz muğlak bir ifade ancak özünde şunu söylemeye çalışıyor dostlar: ''Takas, paranın para ile değişilmesidir.''

Trampa ise, bir hak veya bir malın başka bir hak veya mal ile değiştirilmesini amaçlayan sözleşmedir.

Anlayacağınız otomobil takas edilmez dostlar, trampa sözleşmesine konu edilebilir. Ha bunu bilmeden takası kullanarak insanlarla anlaşabilir misiniz? Elbette.

Ancak siz doğrusunu bilin, daha sonra kullanıp kullanmamak size kalsın.

Reiper

Dorohedoro
25 - [MF
26 - [MF
27 - [MF
28 - [MF
Wolfen Crest
73 - [MF
Rurouni Kenshin
Cilt 05 - [MF
Toriko 
90 - [MF
91 - [MF
92 - [MF
93 - [MF


9 Nisan 2012 Pazartesi


Selam V-Team'ciler ! Geçen hafta nezleydim, bu hafta bomba gibiyim ama size kötü bir haberim var lanet vizelerim başlamak üzere yavaş yavaş derslere gömülmem lazım yoksa alttan dersleri toparlayamıcam bak.
Bu hafta yine iyisiniz ama her hafta böyle beklemeyin bozuşuruz, gerçi gruba yeni arkadaşlar katıldı onlar  işi götürecektir, Kenshin projesinde Tsar(Kasım) aramıza katılmıştır editör olarak.
Toriko'da maşallah shounen mi seinen mi çözemedik, shounen olarak geçiyor ama seinen kadar kanlı burası güzelde bize giren kısmı balonsuz yazıların fazlalığı ve çoğu sayfada 20-23 balon var nasıl bir mangasın, tamam okuyucu için yani sizin için güzelde, bizim için bela !
Bu yüzden bu seriye temizlemeci arıyorduk, seyyah(Recep) arkadaşımız yardıma koştu, bakalım böylece editlerken Reiper'ın cinnet geçirme riski azaldı, sevinin yani.
Dorohedoro'ya üvey evlat muamelesi yapılmasın, en düşük indirme rakamı bu seride, ama bırakmıcaz, biz seri kolay kolay bırakmayız, artı olarak zaten kendi zevklerimiz doğrultusunda seriler çeviriyoruz, Smoker'ın seçtiği ve benimde oldukça sevdiğim bir seridir, onada daha hızlı gitmesi için çevirmen arıyorduk, luffydesper(Sacit) arkadaşımız bu seriye el atmaya niyetlendi, o da bir düzene girer sanırım.
Wolfen Crest'tede isyana falan girmeyin bu arada, gunmania'nın işi gücü var boş beleş birisi değil, adam mesaide, mesaisiz olduğu bir dönem size bölümleri okuma firsatını verecektir.
Lafı fazla uzatmadan, size iyi okumalar arkadaşlar.
Marco
Dorohedoro
24 - [MF]
Zetman
79-80 - [MF]
Toriko
89 - [MF]
Rurouni Kenshin
Cilt 04 - [MF]